VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Kader mi, tesadüf mü?
Gazetevatan Anasayfa
06.11.2015
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kader mi, tesadüf mü?

Kader mi,  tesadüf mü?

Başak Sayan, ikinci romanı “Kelebeğin Kaderi”nde beş arkadaşın aşk ve hayat yolculuğundaki iniş - çıkışlarını anlatırken, “kader mi, tesadüf mü“ sorusuna cevap arıyor.


Başak Sayan imzalı “Kelebeğin Kaderi”nin başkahramanı Nehir, 35 yaşında bir tiyatrocu. Bir dargın bir barışık giden ilişkisine artık yön vermeyi, sevgilisiyle son bir ciddi konuşma yapmayı planlarken daha “Merhaba” diyemeden terk edilir. Soluğu gözyaşları içinde dostlarının yanında alır; biraz dertleşmek için. Romanın yan karakterleri olsalar da okurun tek tek hayatlarına sızdığı, Nehir kadar tanıdığı dostları Onur, Fikret (Fiko), Tuğba ve Seda da kendi bitmek tükenmek bilmeyen dertleriyle boğuşmaktadırlar. Onur, eşcinselliğini ailesinden saklamak zorunda olan bunun ağırlığını omuzlarında hisseden bir reklamcıdır. Fiko, mesleğinden ölesiye nefret eden ve hobisi müziğe sığınan bir bankacıdır. Seda sağlık sorunları nedeniyle sahip olması çok güç olsa da şiddetli bir çocuk özlemi çekerken, Tuğba da karşısına hep evli erkekler çıktığı için aşkı bulamayan, hayatı alt üst olmuş bir kadındır.

Hepimizinki kadar sıradan hayatlara, sıradan sorunlara sahip bu beş arkadaşın yaşamın akışını değiştirmek, ters giden işleri yoluna koymak için başvurdukları yollar ve harcadıkları çaba,roman boyunca hem içimizi ısıtıyor hem de yol gösteriyor. Nehir’in tanıştığı yaşlı bilge ve yogi Erdem, kahramanla birlikte bize de kendimizi ve hayatı anlama, yönlendirme konusunda rehberlik ediyor. Yaşamımızın ipleri bizim elimizde mi, kader var mı, tesadüfler olayların akışını nasıl etkiler alt metinlerinin de okunabileceği roman, Paris ve Washigton’da geçen bölümleriyle okura uzak diyarlarda rahat bir soluk aldırıyor.
Seda’nın doğru düzgün bir ilişki yaşayamaması ve en kısa zamanda çocuk yapmayı istemesi yüzünden çareyi internetteki çöpçatan sitelerinde araması, dahası buluşmak için seçtiği erkeklerin “çatlaklıkları“ romanın en keyifli bölümlerinden.

Fiko ise, şahsen romanda en sevdiğim karakter oldu. İyi para kazandığı ama çok sıkıldığı bir işle müzik tutkusu arasında yaptığı zorlu seçimin onu nerelere götüreceğini bilemiyoruz belki ama artık mutlu olduğunu bilmek (okumak) yeni başlangıçlar için asla geç olmadığını hatırlatıyor.
Daha önce “Aşk ve Baştan Çıkarma Üzerine” (Goa Yayınları) adını taşıyan bir kitap ve “Bağlanma Korkusu” (Artemis Yayınları) romanını yazan Başak Sayan, keyifle okunan, aksamayan bir işe imza atmış.

“Oyunculuğumun yanında kalemimin de güçlü olduğunu kanıtlamalıyım” yanılgısına düşmeden, meramını en sade ve inandırıcı biçimde, gerçekçi karakterlerleanlatmış.Okuyanın kendinden ve yakın çevresinden pek çok tanıdıkla ve tanıdık duyguyla karşılaşacağı roman,battaniye - kahve ikilisiyle iyi gidecektir.

Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Mayıs 2017 Yıl : 13
Sayı : 159