VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Kavranamayan suskunluklarımıza dair
Gazetevatan Anasayfa
14.04.2016
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Kavranamayan suskunluklarımıza dair

Kavranamayan  suskunluklarımıza dair

Sadece kelimelerle değil boşluklarla da yazan bir yazardır Ferit Edgü. Tıpkı yavaş, dingin konuşan bir bilge gibi sustuğu anlarda da anlatmaya devam eden... Hatta belki susarken daha çok şey söyleyen.

Belki uzun ve karamsar bir kış mevsimini geride bırakmanın rahatlığıyla olsa gerek, şu sıralar onun kitaplarıyla doldu dünyam. Baharın şerefine arka odamızı şereflendiren bülbül seslerine hep onun cümleleri siniyor. Cümleleri sustuğunda ya da bir satır ara verdiğinde yahut yeni bir paragraf açtığında ben de susuyorum. Eğer uzun bir sessizlik olursa, bülbüllerin sesiyle kendime gelip okumaya devam ediyorum. Ve itiraf etmeliyim ki; çok mutluyum.

Önce “Kimse”yle başladım bu bahar okumalarına. “Kimse” Ferit Edgü‘nün ilk romanı. 1978’de yayımlanmış. Yazarın ünlü romanı “Hakkari’de Bir Mevsim” gibi bu roman da Edgü‘nün 1964’te er-öğretmen olarak gittiği Hakkari’nin Pirkanis köyünde geçiyor.
Ama “Bir köy romanı“ diyemeyiz “Kimse” için. “Değil de” diyemeyiz! Çünkü Hakkari’nin en yüksek noktasındaki 13 haneli, 114 nüfuslu bu köyde geçen roman, bize Doğu’ya, köy hayatına, geleneklerine, kültürüne, ekonomisine, imkan ve imkansızlıklarına dair her şeyi bir çırpıda söylüyor. Diğer yandan entelektüel birinin (isterseniz aydın da diyebiliriz) dinmeyen huzursuzluğunun ve yalnızlığının hikayesini de anlatıyor. Dahası tüm bunların ötesinde insan düşünce ve duygularının, iç seslerinin toplamından çok daha fazla bir şey olduğunu da.
Bahsettiğim gibi mekan Hakkari’nin küçücük bir köyü. Kahramanımız dağın en yüksek noktasındaki bu küçük köydeki kerpiçten bir evde, pilleri bittiği için susan radyosuyla karanlıkta, gazyağından bozma sobasında tezek yakarak ısınmaya çalışmakta ve geceyi geçirmeye gayret etmektedir. Dışarıda ise pencere kepenklerini titreten bir rüzgar ve tipi vardır. Bir de kurt seslerine karışan köpek sesleri.

İşte bu sesler ve sessizlik diyarında kahramamız, içine kapandığı kendisiyle uzun bir sohbete başlar. Okurların “Birinci Ses” ve “İkinci Ses” olarak okuduğu bu seslere arada parantez içindeki açıklamalarla biri daha katılır. Ancak bu katılan kişi yazarın kendisi midir yoksa üçüncü bir ses mi bunu anlayamayız. Tıpkı Birinci ve İkinci Ses gibi... (Aslına bakarsanız bu soru diğer tüm romanlar için de geçerli.)

“Kimse”yi daha önce okumamıştım. Tesadüfen başladığım roman, beni kelimenin tam anlamıyla alt-üst etti. Zihnim sürekli Edgü‘nün dünyasında. Büyük, yalın ve derin bir dünya bu. Şu an ise elimde Sel Yayıncılık’tan çıkan ve toplu öykülerini içeren “Leş“ var. 9 öykü kitabındaki 181 öykünün yer aldığı kitaba hemen “Doğu Öyküleri”nden başladım. Çünkü bu öyküler de yazarın Hakkari deneyimi üzerinden yükseliyor. Ben de böyle böyle Edgü’nün “Kimse”de sustuğu, boş bıraktığı satırları doldurmaya çalışıyorum ya da öyle sanıyorum.



Not defterim
1- 17 Nisan Dünya Kitap Hediye Günü. Hiç tanımadığınız birine kitap göndermek için son iki gününüz. Ben hediyemi Hatay’dan Damla Gözcü‘den aldım, hediyemi de yolladım. #kitaphediyegünü

2- İKSV Film festivali için de son iki gün. Şöyle 11 seansı ile güne başlayıp 21.30 seansıyla kapatmak güzel bir haftasonu olabilir. Ne dersiniz?

3- Şu sıralar işe gidip gelirken TRT Radyo Tiyatrosu’nun edebiyat uyarlamalarını dinliyorum. “Efektör Korkmaz Çakar” dendiği an yüzümde gülücükler açıyor. Bu uyarlamaları, Youtube’dan dinleyebilirsiniz. Son olarak bunlara “Saatleri Ayarlama Enstitüsü“ de eklenmiş. Ne diyeyim, çocuklar gibi şenim.


Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163