VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | küçük İskender’in “Waliz”leri
Gazetevatan Anasayfa
15.08.2018
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

küçük İskender’in “Waliz”leri

küçük İskender’in “Waliz”leri

Yüzüne karşı söylediğim için arkasından da rahatça söylüyorum, “küçük İskender büyük şairdir!” Çok uzun zamandır böyle düşünüyor, yazıyor ve söylüyorum, belki 30 yıldır. Sonra duydum ki dalga geçtiğimi sanıyormuş! Hadi bir kere daha söyleyeyim, hatta eli yükselterek söyleyeyim de, sen istersen yine dalga geçtiğimi düşün İskender!

HAYDAR ERGÜLEN


Cumhuriyet döneminde Nazım Hikmet’ten sonraki en büyük şair, küçük İskender’dir. İtirazlar gelir, gülümsemeler belirir, hatta bu cümlemle de dalga geçilir ama olsun! Saymadım, herhalde 70-80 kitap yazdı, çoğu şiir! Okurdan da şairden de hiç kimsenin tüm yapıtlarını okumasını bekleyemeyiz, hele İskender gibi ço kitabı olan bir şair ve yazarsa bu. Ama bilhassa yazar ve şairlerin düşünce tembelliği, ezber ve kolay alışkanlıklarla söyledikleri cümleler üzerinde de biraz durmalarını bekleriz.

“küçük İskender çok yazıyor!” Evet, çok yazıyor, yazmayı seviyor, Enis Batur da bizim ölçülerimize göre çok yazıyor, yetişemiyoruz yazdıklarına. Fena mı bu? Çok yazınca kalite düşüyormuş, olabilir, az yazmak da kalite güvencesi değil ki! Nihayetinde çoğu iyiyse, kötüleri de hoşgörülebilir. Az yazsalar bu kez ‘özlem mektupları’ yazacağımız şair ve yazarlar bunlar. Eleştiriyi azlık-çokluk üzerinden değil, başka açıdan yapalım!

30 yılı aşkın süredir yeni kalmayı becermiş bir şairden söz ediyoruz, dahası yeni kaç kuşağı etkilemiş, şiirin iktidarsızlığını benimsetmiş ve yalnızca şiiriyle değil, düzyazıları, günlükleri ve metinleriyle de şiirimizin ve yazımızın zekâsı olduğunu göstermiş bir isimden.

“Waliz Bir”den(Can Yay., Kasım 2016) sonra “İkinci Waliz”de (Haziran 2018) geldi İskender’den. Üçüncüsü ve sonrakileri de onun cesur, atak, benzersiz, zeki kaleminden okumak dileğiyle. Doğrusu anlamak ve anlaşılmak için her şeyi yapıyor, sanırım yazdıklarını çok bulanlar onun kaleminden ürkenler ya da kendilerini böyle bir büyüklük karşısında yetersiz görenler. Oysa tıpkı şiirleri kadar, günlükleri, denemeleri, notları, aforizmalarıyla da ufuk açıcı bir şair o. Tabii cesaretini söylemiyorum bile. Sisteme yalnız yazdıklarıyla değil, cinsel kimliğiyle de karşı çıkarken, doğal bir biçimde bunları okurlarıyla paylaşması da, muhafazakarlıktan da öteye yönelen toplumun öfkesini üstüne çekecek cinsten.

“İkinci Waliz”de tıpkı birincisi gibi, bazen bir şair, bazen bir felsefeci, bazen bir bilim insanı, bazen öykücü, bazen bir kara mizahçı olarak yazan, ama her zaman düşünen ve bunları derin, yüksek, geniş, yol açıcı üslubuyla bize okutan bir büyük edebiyatçının eşsiz metinleri. “İnsan, zehirlidir. Dikkat!” diyor ki daha ne desin?

Sesini şiirine vermiş bir şair: Orhan Kahyaoğlu

Orhan Kahyaoğlu, 80 Şiirinin zenginliğini, özgünlüğünü ve farklılığını günümüze taşıyan şairlerden. Neredeyse 40 yıllık bir serüveni olan bu şiirden günümüze kalan isimler de hiç kuşkusuz farklılıkları, yenilikleri ve bazen de yeni kuşaklarla buluşmalarıyla bunu başardılar. Ele aldıkları şiir, pek çoğu için, İkinci Yeni şiiriydi, bazıları bu şiiri ihmal etmeden geleneği de yokladılar, zira İkinci Yeni’nin kimi şairleri de aynı şeyi yapmışlardı.
Kahyaoğlu da benzer bir süreci izleyerek geldi. Yalnızca şair değil, iyi bir şiir eleştirmeni, artık efsane diyeceğimiz şiir dergilerimizden Sombahar’ın yayın yönetmeni ve müzik yazarı olarak da katkısını sürdürdü. Hepsine, başka şairlere, ama en çok da şiirine titizlendi. İlk kitabını 90 Kuşağı’yla aynı yıllarda yayımladı, “Hoyrat Bir Ruhun Eksilme Tabloları”(1993). Mayıs 2018’de yayımlanan bütün şiirleri “Aşk ve Lût”daki(Ayrıntı Y.) dört kitabın ilki olan bu kitap, sonraki üç kitabın ipuçlarını taşır. Nasıl bir şiire yöneleceğini tam olarak kestirmek mümkün değildir ama, harflere zarını atmaya başlamıştır bu kitapla. İkinci kitabı “Aşk ve Harf”(2000) ilkinden 7 yıl sonra gelirken, beraberinde aşk kavramı etrafında biçimlenmiş bir yapı da getirir. Şiirin bir yapı sorunu olduğunu kavrayış da İkinci Yeni’nin etkilerinden biridir ve Kahyaoğlu kendi kuşağının üstündeki gökyüzü olan İkinci Yeni şiirinin ustaları için de yazılar yazmış, dosyalar hazırlamış ve kitaplar yapmış bir şairdir.Kahyaoğlu’nun ilk kitabındaki kimi şiirlerde, örneğin “seç!”, Necatigil yakınlığı sezilir, sonraki kitaplarında yöneldiği düzyazı şiir deneyinde Necatigil deneyciliğinden de söz edilebilir. Ama tabii daha önemlisi, Kahyaoğlu Türk şiirinin iki başat eğilimini tek şiirde buluşturmaya başlamış gibidir. Kitabın ‘Sunuş’unda Yalçın Armağan’ın yazdığı gibi: “Metinde peşine düşülmesi gereken, sözcüklerin bir araya gelmesini sağlayan ‘ses’tir. Ancak bu şiiri harf yığını olmaktan kurtaran ikinci bir neden daha vardır. O da İkinci Yeni’den öğrenilen tekniktir: gösterileni yeniden “tanımlamak”./.../metafora yaslanan şiirde gösterileni yeniden ‘tanımlamak’ belirgin hale gelir./.../ İkinci Yeni tarzının en ayırıcı özelliği genel olarak mecaza, ağırlıklı olarak metafora yaslanmasıdır. Kahyaoğlu’nun şiiri ses kadar metafora da dayanır.”(Aşk ve Lût, s.13)

Sesini şiirine vermiş bir şair olarak Kahyaoğlu, zamanı temelli ötelemiş, şiirinde her şeyden önce kendi zamanını kurmuş bir şair. Üçüncü kitabı “Rahimdeki Ot”(2007)ile tıpkı çok sevdiği Anday gibi mitolojik olanı yeniden kurmaya yöneliyor ve Nuh Tufanı’nı yaşatıyor. Yeniden demek tufanın şair tarafından alımlanma biçiminin yeniliği anlamına da geliyor. Şimdilik son kitabı “İsyan Ayinleri”(2015) ise ‘apaçık’ bir kitap. Bu açıklıkta kitabın adının imlediği her şey var. Çağın operası var. Enis Batur’un “Opera”sı, Ahmet Oktay’ın “Kara Bir Zamana Alınlık”ı ve Özdemir İnce’nin “Opera Kahkahası” kitaplarıyla ortak bir karanlığın ses düşümleri. Kahyaoğlu, 80 Kuşağı’nın öncü ve ayrıksı şiirlerini yazmayı sürdürüyor.

Paylaş
YORUMLAR

Yeni sayı yeni heyecanBu ay kapağımıza Türk edebiyatının yaşayan en büyük yazarlarından Selim İleri'yi aldık. Selim İleri, edebiyatta 51 yılı geride bıraktı ve bu yıl karşımıza iki yeni romanla çıktı.

Devam