VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Ölümün ve hayatın buluştuğu yer
Gazetevatan Anasayfa
14.02.2015
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ölümün ve hayatın buluştuğu yer

Ölümün ve hayatın buluştuğu yer

17 yaşında. Sörfçü. Yaşama sevinciyle dolu. Sabah altıda yollara düşüp, buz gibi havada, içlik üstüne dalgıç kıyafetlerini giyerek dalgaların peşine düşecek kadar hayatı seviyor.


Gözü pek. Cesur. Gözünü kırpmadan açılıyor buz gibi havada sulara. Sabırlı ve inançlı. Hayalini kurduğu dalganın geleceğini biliyor ve onu titremesine rağmen sakince bekliyor. Sonra... Sonra yaşam onu ödüllendiriyor, artık hayalinin içinde ilerlemekte.

Bunlar onun son anları. Çünkü az sonra, bu tutkulu genç, saçma sapan bir trafik kazasında ölecek. Onca dalgayla bütünleşen ve sayısız dalganın peşinden gitmeyi hayal eden sapasağlam bu vücudun başı, aracın ön camına çarpacak. Annesi bir hayalet gibi girecek hastaneye. Doktorlardan duydukları tuhaf sözler olacak. Ne “öldü” diyebilecekler, ne de “yaşıyor.” Sadece “metin olun” sözlerine sığınacaklar. Çünkü Simon Limbres’in, 17 yaşındaki bu gencecik adamın kendisi hayata veda etmiş, ölmüş ama organları yaşamaya devam etmekte.
Doktorlar “öldü” deseler annesi “cenaze”ni isteyecek. İşte o zaman, hayata veda eden bu genç adamın, bedeniyle başka insanları kurtarma şansı, hakkı olmayabilir. Belki de annesi ve babası daha sonra çok pişman olacakları bir kararı veremeyecekler. Çünkü o an, onlar için oğullarıyla birlikte dünyanın da çökmesi gerek. Ancak böyle bir felaket acılarını anlatabilir. Doktorlar ise tecrübeli, tüm bunları bildiklerinden temkinli. En küçük yanlış hareket sonrasında herkesi üzecek bir kararın düşünülmeden alınmasına neden olabilir. Bu nedenle herkes sessizce bu işin eğitimini alan organ nakil koordinatörünü bekliyor ve bu süre zarfında aileye “çocuğunuz için gereken her şey en hassas şekilde yapıldı” duygusu hissettirilmeye çalışılıyor.

Bu anlattıklarım, geçen yıl Fransa’nın çok satanlar listelerine giren ve yedi ödül kazanan “Yaşayanı Onarmak” romanından. Maylis De Kerengal’in kaleme aldığı romanın, şu ana kadar organ nakli ve bağışı ile ilgili okuduğum hiçbir kitaba/ romana benzemediğini söylemeliyim. Zira organ bağışı ve nakli öyle bir alan ki, buraya dair anlatılan her şey çok çarpıcı, insan aklını ve vicdanını harekete geçiren hikayelerle dolu olduğu için en basit anlatım bile “güçlü bir hikaye” sanılabiliyor ve edebiyat değeri aranmayabiliyor. Ancak “Yaşayanı Onarmak” edebi bir metin. Hem de okuru zorlayan bir düşünce akışı tekniği ile yazılmış. Bu sayede, okur “organ bağışı ve nakli”nin felsefesi üzerine de düşünebiliyor. Yaşam nedir? Bedenlerimiz kime aittir? Bize aitse biz öldüğümüz halde organlarımızın yaşamasını, yaşamayı seçmesini nasıl açıklarız? Bizden ayrılıp başka bedenlerde hayatlarına devam edebilme şanslarının olmasını ama bizim böyle bir şansımızın olmamasını nasıl yorumlarız?

Ama beni romanda asıl etkileyen, karakterlerin ele alınış biçimi oldu. Herkes ve her şey hem çok canlı, hem de sadece bir görevi yerine getiren “araç” gibi. Tıpkı organ naklindeki gibi. Çünkü her organın yıllardır yaşadığı bedene dair birçok hikayesi vardır ama o an ki görevi bir “yaşayanı onarmaktır.” Beyin ölümü tanısını koyan yoğun bakım uzmanı, vefat eden gencin ailesi ile konuşan organ nakil koordinatörü ve ameliyatları gerçekleştiren cerrahlar... Hepsinin bir hayat hikayesi var; dertleri, kişilikleri, hobileri... Ama sanki tüm bunlar bedenleri, vefat eden gençle organ bakleyenleri, birbirine bağlayan damarlar gibi. Tam da bundan ötürü gerçekçi. Çünkü organ nakil sistemi gerçek hayatta da böyle işler. Mesela romandaki organ nakil koordinatörünün aile ile yaptığı görüşme, koordinatör eğitimlerinde ders olarak bile okutulabilir. Yani yazar ödevini o kadar iyi yapmış ve işin felsefesini kavramış.
“Yaşayanı Onarmak” sadece adı üzerine bile uzun makalelerin yazılacağı, organ bağışı ve nakline “klişe” bakışların dışına çıkan, yaşam ve ölüm üzerine “ölüm ve yaşamın buluştuğu” yerden düşünen bir roman.

ACININ VE UMUDUN ANILARI

Süleyman Tilif uzun yıllar organ nakil koordinatörü olarak çalışmış bir doktor. Bu süre içinde beyin ölümü konan yani vefat eden kişilerin aileleri ile o acı dolu görüşmeleri de yaptı, ailenin “evet” demesiyle organların hangi hastaların hayatını kurtaracağının belirlendiği o dağılım sisteminde de yer aldı. Bu süre içinde yaşadıklarını ise “Organ Nakli Koordinatörünün Anıları” adı altında toplamış. Bu yüzden bu anılarda acı ve umudu aynı anda bulacaksınız.

Paylaş
YORUMLAR

Mungan’ın odaları Murathan Mungan’ın edebiyatıyla tanışmam eve kapanıp günlerce Dostoyevski, Albert Camus, Kafka okuduğum üniversite yıllarına rastlar.

Devam
15 Mart 2017 Yıl : 12
Sayı : 157