VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Örümcek ağı: Bir oyun, bir roman
Gazetevatan Anasayfa
15.06.2018
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Örümcek ağı: Bir oyun, bir roman

Örümcek ağı: Bir oyun, bir roman

Dünya polisiyenin kraliçesi Agatha Christie’nin Charles Osborn tarafından romanlaştırılan “Örümcek Ağı” adlı eseri Türkçede.



TEKİN BUDAKOĞLU

Seksen romanla oluşturulan epey geniş bir külliyatın, unutulmaz dedektif Hercules Poirot’nun yaratıcısı olarak Agatha Christie, kuşku yok ki türün köşe taşı, çok bilinen unvanıyla ‘polisiye edebiyatın kraliçesi’.

İsmi duyulduğunda, ilk anda “Roger Ackroyd Cinayeti”, “Doğu Ekspresinde Cinayet”, “On Küçük Zenci” gibi yayınlandığı dönemde oldukça ses getiren romanları akla gelse de o aynı zamanda iyi bir tiyatro yazarı. Öyle ki Agatha Christie’nin torunu ve adına kurulan vakfın başkanı olan Mathew Prichard’ın söylediğine göre “Fare Kapanı”, dünyada en uzun süre sahnelenen oyun olma özelliğini elinde tutuyor ve Batı Yakası’nda aynı anda üç eseri de gösterimde olan başka kadın oyun yazarı hiç olmadı. Poirot’nun olduğu dört romanın tiyatroya uyarlanması sırasında, onun varlığının oyunu gölgeleyeceğini düşünerek meşhur dedektifini dışarıda bırakmasına bakarak romanlarına kıyasla tiyatrolarında daha hassas davrandığın söylemek de mümkün.

Tiyatrodaki en önemli başarısını ise “Örümcek Ağı” (Spider’s Web) ile sağladı. Savoy Tiyatrosu’nda gösterilen oyun sansasyon yarattı ve tam iki yıl sürdü. Charles Osborn tarafından romanlaştırılan oyun, Christie külliyatının diğer kitapların da yayınlayan Altın Kitaplar tarafından Türkçeye kazandırıldı.

Salondaki ceset
Londra’dan uzakta, taşrada, Henry ve Clarissa Hailsham-Brown çiftinin kiracı olduğu on sekizinci yüzyıl stili zarif bir evdeyiz. Henry orta yaşlı, dışişlerinde önemli bir görevde çalışıyor, evin hanımı olan Clarissa genç ve hayat dolu bir kadın.

Olayların yaşandığı gün Henry iş yerinde, Clarissa ise misafirleri Jerremy Warrender, Clarissa’nın vasisi olan Sir Rowland Delahaye ve Hugo Birch ile birlikte. Misafirler Clarissa’nın sunduğu şarapları tadarken onlar hakkında bilgi ediniyor, üçünün de varlıklı, seçkin kişiler olduğunu öğreniyoruz. Clarissa onların zıttı bir karakter, oyunlar oynamayı, eğlenmeyi, gerçeği eğip bükmeyi seviyor. Hiç ciddi olamadığından dem vurulduğunda “Dünyada olup biten her şey zaten yeterince ciddi ve sıkıcı,” diyor Clarissa “Ben eğlenmeyi, hayattan zevk almayı seviyorum ve çevremdeki herkesin de eğlenmesini, yaşamın zevkini çıkarmasını istiyorum.”

Evin biraz çalkantılı olduğuna tanıklık ediyoruz: Sözgelimi evin biraz kaba yaradılışlı bahçıvanı Bayan Peake ve hizmetçi Bayan Elgin anlaşamıyor, aralarında nefrete yakın bir duygu hâkim. Misafirlerin olduğu gün (ki geriye dönüşler olsa da olayların tamamı bir gün içerisinde geçiyor) Henry’nin eski karısı olan Miranda’nın kocası Oliver Costello gelince evdeki gerginlik had safhaya çıkıyor. Costello, Henry ve Clarissa ile kalan üvey kızı Pippa’nın velayetini almak için girişimde bulunacakları iması, şantaja maruz kalmaktan korkan ve Pippa’yı çok seven Clarissa duyduklarından rahatsız oluyor. Misafirler dağılıyor, Henry eve uğrayıp Sovyet Başbakanı Kalendorff’un birkaç saat içinde evlerini ziyarete geleceğini söyleyip evden ayrılıyor ve akşam karanlığında Clarissa, evin salonunda bir cesetle karşılaşıyor, bu noktadan itibaren de romanın ritmi ve seyri hızlı bir değişime uğruyor.

Birden fazla ihtimal kapısını açık tuttuğu için yazarın, bir polisiye roman adına belki de ilk kural olan gizem unsurunu buraya kadar başarıyla kurguladığını söylemek mümkün: varlıklı ve orta yaşın üzerinde sayılabilecek bir adamla yapılan evlilik, evin çalışanları arasındaki tartışmalar, misafirlerden en genci olan Jerremy Warrender’ın Clarissa’ya onu sevdiğini söylemesi, aileyi ziyaret edecek olan Sovyet Başbakanı Kalendorff’un takma adı ile cinayeti soruşturmaya gelen polisin isminin aynı olması, miras çatışmasına sebebiyet verebilecek gelişmeler ve vesayet problemi gibi olayların hepsi cinayete yol açabilecek sebepler olduğu için suçlunun kim olduğuna ve cinayetin neden işlendiğine dair şüpheler de çeşitlilik kazanıyor ve okuru metni içinde tutuyor.

Sözünü ettiğim bütün bu olaylar henüz romanın başlarında, esas kırılma noktalarının öncesinde yaşanıyor. Cinayeti çözmek için evin asıl sahibi Bay Sellon’ın kimliğini, Bayan Peake’in gizlediklerini, Maidstone’daki antikacı dükkânının sırrını, yazı masasına gizlenen imzaları, polis merkezine giden gizemli telefonu, Pippa’nın yaşadığı travmayı ve kaybolan cesedin esrarını okumak ve yazarın bilinçle etrafa dağıttığı parçaları birleştirmek gerekli.

Yazar kim?
“Örümcek Ağı”oyununun yazarı Agatha Christie, onu romanlaştıran, yani romanın yazarı ise Charles Osborn. Gel gör ki kitapta Osborne’un ismi hiçbir yerde görünmüyor, kapak dâhil. Romanı ilk anda -herkesin öyle düşüneceği gibi- adı kapakta büyük harflerle yazan Agatha Christie’ye ait sandım. Nedenini tahmin etmek zor değil aslında, Agatha Christie isminin büyüklüğü, çekiciliği. Buna rağmen, onun oyunundan yola çıkılsa da nihayetinde roman bambaşka bir tür ve roman Osborne’a ait. Aksi, “Gizli Yüz filminin yönetmeni Orhan Pamuk” demekle eşdeğer.

Yazı inanılmaz hassas bir süreç. Bir kelimeyi doğru yazmak/çevirmek bile hayati önem kazanabiliyor, tartışmalara neden oluyorken, bu yaklaşım ne yazık ki uzun vadede herkese zarar verir. Bile isteye yönlendirildiğini düşünürse (ki ne yazık ki böyle görünüyor) okur bu tavrı unutmaz, çünkü sanıldığının aksine metin çoğu zaman yazardan daha çok okurundur. Öyle ki okur, yazarın bile unuttuğu bir kahramanı, bölümü, sözcükleri zihninde yaşatıp durabilir, hayatının, kişiliğinin önemli bir yerine iliştirebilir.

Yalnızca arka kapağı okuyan, yazarın ismi tanıdık geldiği için kitabı satın alan okuru kıstas olarak görmüyorsak tabii. Zaten onu kıstas aldığımız gün, hepimiz için tası tarağı toplama vakti gelmiş demektir.


Paylaş
YORUMLAR

İki King güçlerini birleştirdiKitapları toplamda yaklaşık 350 milyon adet satan yazar King bu kez gücünü kendisi gibi yazar olan oğlu Owen’la birleştirdi; tüm kadınları uyutan bir virüsün peşine düştü.

Devam