VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Pessoa ile keyifli bir sohbet
Gazetevatan Anasayfa
14.01.2015
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Pessoa ile keyifli bir sohbet

Pessoa ile keyifli bir sohbet

Portekizli şair ve yazar Fernando Pessoa “başlı başına bir edebiyat olmak” istedi ve öyle yaşadı. Eserlerini farklı isimlerle imzaladı, her bir isme başlı başına bir kişilik, yaşam öyküsü, yetenek, yazar duruşu hatta kader bahşetti.


Ricardo Reis, Alvaro de Campos, Alberto Caeiro, Pero Botelho, Bernardo Soares, Alexandre Search yarattığı yazarlardan sadece ilk akla gelenler. Ortaya çıkışlarını mektuplarında ve çeşitli yazılarından anlattığı “bu yazar kahramanlar” bu yüzden asla ve asla birer mahlas değildir. Mesela Caeiro, eğitimli biri değildir, saf bir dille pastoral şiirler kaleme alır. Alvaro de Campos ise fütürist bir mühendistir. Ricardo Reis ise Alberto Caeiro’nun öğrencisidir. 1887’de doğmuştur; ufak tefek, sıskadır. Kralı destekler, doktordur, neopagan şiir türünde ürün verir. Üstelik bu yazar ve şair kimlikleri o kadar gerçek ve renklidir ki neredeyse Pessoa’nın yarattığı birer kahraman olduklarını unuturuz. Bu isimler sadece edebiyat kahramanı mıdır, bakın ondan da emin değilim! Aslında bu mesele tam da Borges ya da Umberto Eco’nun gri hücrelerine hitap eden bir tartışmanın konusu. Ah, keşke Borges yaşasaydı ve Eco ile bir araya gelip bu konuyu tartışabilseydi ve ben de duvardaki sinek olsaydım:)

Bu yüzden Pessoa ile ilgili yayımlanan her kitap ilgimi çeker. Çünkü her defasında onun çoğu sandıklardan çıkarılan metinleriyle hayat bulan bu kahraman-yazarlar ve eserleri, bana gerçeğin ifadesiyle ilgili sonsuz bir kaynak ve sınırsızlık sunar. Gerçeğin flulaşıp hayallerin berraklaştığı bu alanda gözlerim ben farkına varmasam da başka başka pencereler edindiğini bilir. Artık dünyaya yeni bir açıdan, mesafeden ve perspektiften açıdan bakmamı sağlayan pencereler...

Pessoa kitaplarına en son Kırmızı Kedi Yayınevi “Başıboş Bir Yolculuktan Notlar”ı ekledi. Pessoa’nın en sevdiği ya da takıldığı temalardan olan “düşünmek/ hissetmek, düşlemek/ yaşamak, iç/ dış ya da ‘kendiyle ben arasındaki’ mesafe” üzerine kafa yoran aforizmalardan oluşan kitap, elbette bir “Huzursuzluğun Kitabı” değil ama Pessoa ile yapılan bir akşamüstü sohbeti hatta bir günbatımı serinliği gibi.


Paul Auster editör olursa...

Bence iyi olur çünkü “Babamın Tanrı Olduğunu Sandım” isimli kitaptan da görüyoruz ki, Auster iyi bir yazar olduğu kadar iyi kitap yapmanın yöntemini de biliyor. Her şey Ulusal Radyo’nun ona ayda bir kez canlı yayında bir öykü okumasını teklif etmesiyle başlıyor. Ancak bu Auster’in pek hoşuna gitmez ve teklifi reddetmek ister, ancak karısı Siri’nin ona “Kendi hikâyelerini değil başkalarının hikâyelerini oku” demesiyle işin rengi bir anda değişir. Çünkü böylece Auster Ulusal Hikâye Projesi’ni başlatır. İsteyen yazdığı bir hikâyeyi yazara gönderecek, o da beğendiklerini radyoda okuyacaktır. İşte bu kitap Auster’in bu yarıştamadan seçtiği 179 öyküden oluşuyor. Genç yazarlar için ne büyük fırsat, değil mi? Kim bilir belki Türkiye’de de bir yazar bunu yapar.


klas poker

Paylaş
YORUMLAR

Mungan’ın odaları Murathan Mungan’ın edebiyatıyla tanışmam eve kapanıp günlerce Dostoyevski, Albert Camus, Kafka okuduğum üniversite yıllarına rastlar.

Devam
15 Mart 2017 Yıl : 12
Sayı : 157