VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Sherlock yaşlanırsa...
Gazetevatan Anasayfa
14.02.2015
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Sherlock yaşlanırsa...

Sherlock yaşlanırsa...

Arthur Conan Doyle’un ünlü kahramanı Sherlock Holmes, bir kez daha karşımızda. Ancak bu kez onu insanları kendisine zekasıyla hayran bırakan, kibirli biri olarak değil, kusurları ve duyguları olan 93 yaşında yaşlı bir dedektif olarak görüyoruz.

Sevdiğimiz hayali bir kahraman aynı becerileriyle, aynı karakter özellikleriyle ve pek az değişen yaşıyla arz-ı endam eyler maceralarında. Değişmez bir kural değilse de ekseriyetle böyle sürer gider.

Otuzlu yaşlarında tanış olduğumuz kahramanın yaşlanmasına, bazı becerilerini yitirmesine ve karakter özelliklerinde yaşadığı değişimlere sıklıkla tanıklık etmeyiz. Sert ya da haddinden fazla naif, narsist yahut alçak gönüllü, ketum veya geveze kahramanımız, aradan uzunca yıllar geçmesine rağmen en ufak bir değişikliğe dahi uğramadan maceradan maceraya koşturup durur.
Mitch Cullin’in kaleme aldığı “Hafif Bir Akıl Tutulması” tüm bunların aksine Sherlock Holmes’ün kusurlu dünyasına davet ediyor bizleri.

Yıllar boyunca muhteşem zekâsı, hafızası ve dikkatiyle olayları çözüme kavuşturan Holmes’ün doksanlı yaşların getirdiklerini (götürdüklerini) kabullenmesi pek de kolay olmaz. En kıymetli hazinesi; hafızası elinden kısmen alınmış eski bir dedektif vaktinin büyük kısmını arıcılığa ayırsa da geçmişin ve bugünün çözüm bekleyen olaylarından kendisini tümüyle soyutlamayı başaramaz.

Çıktığı Japonya yolculuğunda savaşın yıkıcılığı, sınır tanımayan vahşeti ve gereksizliğiyle yüzleşen ve bizleri bir kez daha yüzleştiren ihtiyar dedektif pek gönüllü olmasa da bu yolculukta yıllardır cevabını arayan bir adama eksik hafızasına rağmen derman olmaktan kendini alıkoyamaz.



Bu yaz vizyona Mr. Holmes filminde, Sherlock Holmes’ü ise “Yüzüklerin Efendi”nin “Gandalf”ı yani Ian McKellen canlandırıyor.

Ustaca kurgulanmış, dilimize büyük bir özen ve akıcılıkla çevrilmiş “Hafif Bir Akıl Tutulması”; istisnalar yaratmaya başlayan, koyduğu katı kuralları gevşeten, ölüm karşısında kendisinden pek de beklenmeyen tavır takınan bambaşka bir Holmes’le karşılaştırıyor bizleri. Kusursuzluğun ötesindeki haliyle çok daha sıcak çok daha gerçek bir insanı keşfediyoruz. Birçok kitaba ve filme konu olan Sherlock Holmes’ü eksikleriyle, kusur ve zaaflarıyla çok daha gerçekçi bulduğumu, Mitch Cullin’in kaleme aldığı bu haliyle fazlaca sevdiğimi itiraf etmeliyim. Çünkü bu kez karşımızda insani zaafları, duyguları zekası kadar ön planda olan bir Sherlock Holmes var. Bu da ona karşı her zamankinden daha fazla sempati duymamızı sağlıyor. Ya da zekasına duyduğumuz “hayranlık” yerini sempatiye hatta sevgiye bırakıyor. Nitekim Türk polisiyesinin ünlü ismi Ahmet Ümit de onun bu özelliklerine vurgu yaparak şöyle diyor: “Sherlock Holmes’ü sadece çözümleyici mantığın benzersiz bir ustası değil, insan ruhunun acılarına da vakıf biri olarak yeniden canlandırmak...

Benzersiz bir yazım deneyimi...” Yayımlanır yayımlanmaz kırktan fazla ülke tarafından telif hakları satın alınan “Hafif Bir Akıl Tutulması” da hemen her Sherlock gibi sinemaya uyarlandı. Bu yaz vizyona girecek film, Berlin Film Festivali’nin yarışmacıları arasında yer alıyor. Filmde yaşlı Sherlock Holmes’ü ise “Yüzüklerin Efendi”nin “Gandalf”ı yani Ian McKellen canlandırıyor.

“Hafif Bir Akıl Tutulması”nın sinema uyarlamasında Sherlock Holmes’ü ünlü oyuncu Ian McKellen canlandırıyor.

KİTAPTAN...

“Tüm söylediklerine rağmen kısa bir süre önce genç bir anne ve bebeğine bahçede oturmalarına izin vererek koyduğu kuralları kendi çiğnemişti. Genç kadını şifalı otların olduğu yere çömelmiş duran Roger fark etmişti. Gidip Holmes’ü çağırdı. Krem rengi şala sarılı bebeğini emziren kadının sol memesi açıktaydı. Yaşlı adam geldiğinin duyulması için bastonlarını daha hızla yere vuruyor, yüksek sesle söyleniyordu. Ne var ki kadını görünce öfkesi dağıldı. Tereddüt ediyordu. Kadınsa olduğu yerden iri sakin gözleriyle adama bakıyordu. Kirli yüzünde kaybolmuş bir ifade vardı.
Yırtık pırtık bluzu iliklenmemişti ve çamur içindeydi. Belli ki adama ulaşmak için kilometrelerce yol yürümüştü. Nasırlı elleriyle kucağındaki bebeği adama uzattı. “Hemen eve git,” dedi Holmes Roger’a alçak bir sesle. “Anderson’u ara. Ona acil durum olduğunu söyle. Onu bahçede bekliyorum.” “Peki efendim.”
Holmes oğlanın görmediğini görmüştü. Kadının titreyen ellerle uzattığı şalın içindeki bebek yaşamıyordu.

Yanakları mor, dudakları kararmıştı. Şala sinekler üşüşmüştü. Roger’ı beklerken, Holmes bastonlarını bir kenara dayayıp kendisine uzatılan kütleyi aldı ve nazikçe göğsüne bastırdı. Anderson vardığında Holmes bebeği annesine vermişti. İki adam bir süre kadının memesini bebeğinin katılaşmış ağzına vermeye çalışmasını izlediler.
Ambulans sireni yaklaşmış, nihayet bahçe kapısından girmişti. “Sence çocuk kaçırma mı?” dedi Anderson. Bir yandan kıvrık bıyığını çekiştiriyordu. Gözleri kadının memesine kilitli, ağzı hafif aralıktı.



astropay card -

Paylaş
YORUMLAR

Mungan’ın odaları Murathan Mungan’ın edebiyatıyla tanışmam eve kapanıp günlerce Dostoyevski, Albert Camus, Kafka okuduğum üniversite yıllarına rastlar.

Devam
15 Mart 2017 Yıl : 12
Sayı : 157