VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Tuhaf bir yaz tatili
Gazetevatan Anasayfa
12.01.2016
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Tuhaf bir yaz tatili

Tuhaf bir yaz tatili

Christopher Scotton’ın ilk ve şimdilik tek romanı “Yeryüzünün Bilgeliği”, 15 yaşında bir gencin küçük bir kasabada geçirdiği yaz tatili ekseninde hayata dair aldığı dersleri anlatıyor. Dili, hikâyesi ve gizemleriyle sürükleyici, akılda kalan, gülümseten ve dopdolu bir macera.




Kevin Gilloly’nin 1985 yaz tatilini geçirmek üzere annesi ve babasıyla birlikte yaptığı bir araba yolculuğuyla başlıyor roman. 15 yaşındaki Kevin, iki ay önce, henüz üç yaşında olan kardeşini korkunç bir kazada kaybetmiştir. Babası onu ihmalkârlığından dolayı açıkça suçlarken, annesi içine kapanmış, tek kelimelik cümleler kurarak, çevresiyle iletişimini koparmıştır. Her ne kadar o bunu bilmese de, evden uzaklaşmak ve Kentucky’nin Medgar kasabasında yaşayan dedesinin yanında olmak Kevin’e hayal bile edemeyeceği bir maceranın kapılarını açacaktır.
1912 yılında kömür madeninin bulunmasıyla kısa sürede çehresi değişmiştir bu kasabanın. Sadece beş yılın sonunda, bir bankaya, iki kiliseye sahip olan halk, arazilerini maden şirketine satarak kısa yoldan zengin olmanın yolunu bulmuştur. Eskiden çamur ve toprak olan yolların yerini simsiyah asfaltlar almıştır. Hayli kalabalık ve zengin Medgar’ın şaşaalı günleri 1978’e kadar devam eder. O yıl, kömürün son tonu da çıkarılıpmaden işçilerinin çoğu iş için güneye göç edince Medgar’dan geriye, 700’ü bilebulmayan nüfusuyla yaldızı dökülmüş bir kasaba kalmıştır.

Medgar’a vardıklarında Kevin ve ailesini elbette dedesi Arthur ve evin hizmetkârı Audy Rae karşılar. Babası yemek yer yemez geri dönmek üzere yola koyulunca Kevin de kasabayı keşfe çıkar. İlk günler son derece sıradan geçer; sokaklarda, dağlarda, nehir kenarında, vadilerde amaçsızca dolaşır. Aslında bir amacı vardır; ateş yakmak, bir şeyleri tutuşturmak. Ruhunu esiralan boğucu keder ve öfkeden kurtulmak; suçluluk duygusu, heyecan, bir hayat kıvılcımıya da utanç, ne olursa olsun bir şeyler hissetmek isteyen
Kevin çalı çırpıları, eski lastikleri ateşe vererek kendince bir terapi yöntemi bulmuştur. Neyse ki yaşıtı Buzzy ile tanışması onu bu tuhaf bağımlılığından kurtarır, keşif yolculuğuna birlikte çıkarlar.

İTİRAF MAĞARASI
Kapanan fabrika ve işletmeler nedeniyle yavaşlayan kasaba hayatında gündemdeki tek konu maden ocağıdır. Eski yöntemlerle kömür çıkarılamayan madende artık “açık ocak madenciliği” yapılmaktadır. Medgar’ı çevreleyen dağların zirveleri dinamitle patlatılarak kömür çıkarılmakta, dağların çehresi bambaşka bir görünüm almaktadır. Madene ulaşımı kolaylaştırmak, atık suya yeni havuzlar yapabilmek için de şirket, yakındaki çiftlikleri, arazileri satın almaktadır. Doğa katliamı ve talan sözleriyle özetleyebileceğimiz bu vahşi yayılma politikası nedeniyle kasabanın huzuru kaçmış, halk ikiye bölünmüştür. Kimileri arazilerini kömür şirketine satmaya gönüllüdür kimileriyse şirkete savaş açmıştır.
Şirkete savaş açan grubun başını çeken kuaför Paul, bir gece dükkânının arka sokağında feci şekilde dövülmüş halde bulunur. Bulansa, Kevin’in dostu Buzzy’dir. Komada olan Paul hastaneye kaldırılır ama durumu ciddidir. Zaten maden ocağına karşı tavır aldıkları günden itibaren Paul ve 18 yıllık ev arkadaşı, eski beyzbolcu Paitsel hakkında eşcinsel olduklarına dair dedikodu çıkmıştır kasabada. Maden ocağını savunanlar, onları “gününü göstermek”le hatta “kasabadan kovmak”la tehdit etmektedir. Bu ilişki kasabaya yerleştiklerinden beri aşikâr olmasına rağmen, işte bugün onları ikiye bölmüştür.

Paul’ün dövülmesi olayının ardındaki esrar perdesi aralanmamışken Kevin ile Buzzy bir geceyi İtiraf Mağarası‘nda geçirmeye karar verirler. Bir itirafta bulunmadan geceyi mağarada geçirenlerin çok geçmeden öldükleri efsanesi yıllardır dilden dile yayılmıştır. Şimdi iki arkadaş mağaraya birer itiraf sunmak zorundadır. Kevin, kardeşinin nasıl öldüğünü anlatır Buzzy’ye; Buzzy ise, Paul’e olanları gördüğünü söyler. Ancak başkalarının hayatlarını da mahvetmemek için polise gitmeyi reddeder.

DAĞDA TEK BAŞINA
Meteor yağmurunun olduğu bir dönemde dağda 15 gün kamp kurmayı çocukluğundan beri alışkanlık haline getiren dedesi ve Buzzy ile birlikte ilk kez kamp kuracak olan Kevin çok heyecanlıdır. Önlerinde zorlu doğa koşulları vardır. Bunun yanı sıra esrar yetiştiricilerinin yollara kurduğu tuzaklar ve yolculuğun başından beri onları takip eden silahlı bir katil. Beklenmedik bu takipçi hayatlarını tehlikeye atarken, verecekleri ölüm kalım savaşından herkes sağ çıkmayacaktır.

“Yeryüzünün Bilgeliği” için, çevre katliamı ve eşcinsellerle siyahlara yönelik ırkçı tutumlar eleştiren; doğa ile savaşmanın güçlüğünü anlatan; yaşanan büyük travmaları atlatma sürecini ve ergenlikten yetişkinliğe geçme sancılarını işleyen bir roman dersemdoğru söylemiş ama eksik söylemiş olurum. Çünkü Christopher Scotton tüm bu konuları öyle iyi anlatmış, öyle canlı ve cesur karakterler yaratmış ki, kendinizi büyük bir maceranın içinde buluyorsunuz. Onlarca kez romanlara ve senaryolara kaynak olmuş bu konulardan sıkıldığımı ve bu romanı okuyarak daha da sıkılacağımı düşünürken, 2016 okuma macerama harika bir giriş yapmış oldum! Kevin’in hikâyesine “Define Adası“, “Sineklerin Tanrısı“, “Son Mohikan”, Gulliver’in Gezileri”, “Vahşetin Çağrısı“ ve “Bülbülü Öldürmek” eşlik ederken, Scotton’ın tarzı romanın editörlerince de belirtildiği gibi Mark Twain’den izler taşıyor.

Aslında bu roman, yazarın çocukluğundan da izler taşıyor. Washington D.C. yakınlarında küçük bir kasabada büyüyen Scotton’ın çocukluğu da tıpkı Kevin gibi sabah sekizde evden çıkıp akşam yemeğine kadar doğada aylaklık ederek geçmiş. Üniversite için kasabadan ayrılıp 20’li yaşlarında geri döndüğünde, bir arkadaşının çok güzel ama içine kapanık bir kadın olan annesiyle tanışması aklına bu öyküyü getirmiş. Oğlunu henüz üç yaşındayken feci bir kazada kaybeden anne, aradan 30 yıl geçmesine rağmen hâlâ tam olarak iyileşememiştir.

Aradan yıllar geçmiş ve Scotton bir teknoloji şirketinin CEO’su olmuştur; evlenmiş, Londra’ya yerleşmiştir. 40 yaşında, eğer hemen başlamazsa hayalini kurduğu öyküyü hiç anlatamayacağını fark eder ve yazmaya koyulur. Hikâye yarılandığında Amerika’ya geri döner ve anlatacağı kasaba hayatını yansıtan bir yer bulma umuduyla yola çıkar. Kentucky’de bir kasabaya gelip, tıraşlanmış, yara bere içindeki dağları görünce ve nedenini öğrenince romanının eksik parçaları da tamamlanmış olur.


Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163