VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com Vatan Kitap | Zamansızlığın yazarı Yourcenar
Gazetevatan Anasayfa
14.10.2015
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Zamansızlığın yazarı Yourcenar

Zamansızlığın  yazarı Yourcenar

Maruerite Yourcenar’ın kaleme aldığı “Düş Parası“ hayatlarımızın nasıl iç içe geçmiş olduğunu, tanımadığımız insanlarla bile nasıl temas halinde olduğumuzu çarpıcı bir şekilde hatırlatıyor.




Yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından Maruerite Yourcenar için bir sürü niteleme yapılacaksa sanki ilk sıraya zamansızlığın yazarı tanımını koymak daha doğru geliyor bana. 1934 yılında yazdığı ve aradan çeyrek asır geçtikten sonra yeniden kurguladığı “Düş Parası“nı okurken sanki bu tarihlerin hiç bir önemi yokmuşçasına, sefil dünyamızın zavallı insanlığının dönüp duran makus kaderinin o zamana denk gelmiş ve değişmeyen, değişmeyecek sistemine şahane tespitler koymuş, tüm çağlara tanıklık etmiş bir yazarla karşı karşıya olduğumu bir kez daha idrak ettim.

Faşizminin ayak seslerinin iyiden iyiye hissedildiği otuzlu yılların ortasından ellili yılların sonuna kadar değişmeyen bir şeyin olmadığını, kendi metnini redakte ederken pek de radikal bir uğraş vermemiş yazar. Üstelik arada ikinci dünya savaşının korkunç yıkıcı etkisine rağmen. Bir zamanların krallarının yerini diktatörler almış, diktatörler yerini devletin yeni isimler koyduğu sistemlere bırakmış. Sadece teknik olarak uzatmalar ve kısaltmalarla hikayenin pek de özüne dokunmadan karakterleri biraz daha deşmiş, derinleştirmiş ve tabiri caizse yemeğine yeni çeşniler katarak daha da lezzetli hale getirmiş.

Zaten kendinin de önsözünde anlattığı bu yeniden yazma dönemini ve nedenlerini gayet açık ve içtenlikle anlatmış yazar. Acısını duyduğu tüm insanlık meselesine tuhaf bir mizah anlayışıyla yaklaşan Yourcenar metnini karakterleri merkezine koyarak sağlam bir dramatik kurgu ve gerilim üzerine kurmuş. Karakterlerinin betimlemesini öylesine şahane ironik örneklerle derinleştirerek yapmış ki hani neredeyse bir ete kemiğe büründürmediği kalmış. Okuyucusunun karakterlere dokunmasını, onları tanımasının ötesinde içselleştirmesini bu kadar ustaca yapan çok az yazar okudum naçizane. Kadın, erkek, aşık, terörist, kaypak, fahişe vs. gibi isimler koyup tasniflediğimiz insan denen benzeş varlığın röntgenini önyargıları parçalarcasına çıkarmış. Bir su gibi kolay akan ama dikkat edilmese içinde boğulabilinecek tuhaf mizahı olan bir metin yaratmış.

Marguerite Yourcenar benim iyi okur olma yolundaki çabalarımın başlangıcındaki en önemli isimlerden biridir. Bana 80’li yılların ortasında, henüz yazar hayattayken Yourcenar’dan bahseden, alıp okumamı tavsiye eden ve kulislerinde sürekli edebiyat, resim, sinema konuştuğumuz Ali Poyrazoğlu ve tiyatrosunu sevgiyle yad etmek istiyorum. Meraklı gençler olarak büyük bir iştahla saldırdığımız kitapların arasında, Borges, Cortazar, Vian, Çehov derken Marguerite Yourcenar gibi bir hazine keşfetmemize sebep olmuştu eski patronum. Kitabımıza dönersek, ilk kez karşılaşanlar için baş döndürücü karakter betimlemeleri ve dipsiz duygu derinliklerine hazırlıklı olmalarını tavsiye ederim. Merkezine yirminci yüzyıl ortaları ve öncesine dayanan Roma’yı yerleştiren yazar aynı zamanda şehrin insanlar üzerinden şahane bir rehberini çıkarmış. Roma’nın sokaklarında birbirlerine ya direk ya da dolaylı olarak değen insanlar üzerinden insanlığın sonunda geldiği yeri resmetmiş.

ÇAPKIN MİZAH

“Düş Parası“nı dilini, Türkçesini ve çeviriye kattığı değerini pek beğendiğim Roza Hakmen çevirmiş. Daha önce bir çok çevirisini okuduğum Hakmen bu kitapta da ustalığını konuşturmuş. Uzun uzadıya giden bir girdap gibi okuyucusunu içine alan betimlemeleri kolaylıkla okunabilir hale getirmiş.

Roma’da isim verilmeden, sadece “Diktatör” olarak bahsi geçen ve ismi anılmasa da hepimizin dönemi uyarınca Mussolini olarak tahmin ettiğimiz kişiye yapılacak bir suikastin hikaye olarak merkeze aldığı metin, aslında tamamen suikastin işleneceği meydandan geçen, geçmiş, ruhunu orada bırakmış ve ileride yaşayacak kişilerin yaşamlarına mercek tutuyor. Tarih verilmese metnin bundan seksen yıl önce yazıldığını tahmin etmek inanın çok zor. Yerel bir öykü anlatmasına ve İtalyan ağırlıklı karakterler baş rolde olsa bile dünyanın herhangi kadim şehirlerinden birinde yine dünyanın öbür ucundaki kadınların, adamların, küçük (!) insanların hikayesi aslında anlatılan. Şiirsel dilini ustalıkla çapkın bir mizahla bezeyen yazar her cümlesi ders niteliğinde bir roman kaleme almış.
“Düş Parası“nı bu yıl tekrar Nobel Edebiyat Ödülü‘ne de aday gösterilen Japon yazar Hariki Murakami’nin “Uyku” kitabından hemen sonra okudum. Modern çağın neon yazarlarından olan ve pek beğendiğim Murakami’nin uyku, uyumak, yaşamak ve ötesi özerine kurguladığı ve neredeyse varoluşsal bir deneme olarak okuyabileceğimiz kitabının ana temi olan Uyku’yla Düş Parası‘nda da karşılaştım.

Hem de ne karşılaşma. Kitabın finalinde Roma’da ve neredeyse dünyada bir gece yarısı herkesin uyumasını anlattığı bölüm beni çok heyecanlandırdı. Kitapta adı geçen tüm kahramanların uykularını, hatta ölenlerin, geçmişte yaşayanların uykularını anlattığı bölüm adeta dünyanın yaşayan ağırlığı ve kaosuna karşı bir masumiyet, narkozsal suskunluk manifestosu gibi olmuş deyim yerindeyse.

ALBERT CAMUS’A GÖNDERME

Ayrıca bir tiyatrocu olarak yazarın dramaturji bilgisine ustaca sahip olduğunu ve bunun karakter yaratımı ve diyaloglama tekniğine nasıl incelikle yansıttığını görerek bir kez daha hayran oldum. Üstte de söz ettiğim kitabın ortasına denk gelen anarşistlerin hücre evindeki dramatik kurgu ve diyaloglar yine dönemin ünlü yazarlarından Albert Camus’nün bir intihar bombacısının ve arkadaşlarının kendilerini ve hayatı sorguladıkları “Adiller” oyununa bir gönderme sanki. Aradan geçen bir asra yakın bir zaman, milenyum denilen ve insanlığı birçok şeyin beklediği bir dönemden baktığımızda bu metinlerin demlendikçe nasıl parıldadıklarını bir kez daha görüyorsunuz. Ne zaman okunursa okunsun Marquerite Yourcenar her daim dün yazmış gibi. O tam bir zamansızlığın yazarı aslında.

Yaşadığı dönem Paris’inin varoluşçu rüzgarını çokça hissedeceğiniz Yourcenarın “Düş Parası“ bence yılın en iyi yeniden basımlarından biri ve muhakkak kütüphanenizde olması gereken bir kitap.

Paylaş
YORUMLAR

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
22 Temmuz 2017 Yıl : 13
Sayı : 161