VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
04 Kasım 2017 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Çabaların boşa çıkması daha yaralayıcı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Çabaların boşa çıkması daha yaralayıcı

İlk romanı “Yurtsuz Aşk”ta bir kadının hayatla ve aşkla imtihanını anlatan Elif Gözel, “Umutsuzluk bir şekilde kabullenilmiştir. Fakat umut edip çabalarının boşa çıkması daha yaralayıcıdır. Hayal kırıklığı daha çok üzüyor insanı” diyor.

İPEK CEYLAN ÜNALAN



“Yurtsuz Aşk” ilk romanınız. Bu romanı yazma fikri nasıl doğdu?
Aslında ilk roman çalışmam yarım kaldı. Henüz tamamlayamadığım bir roman taslağım var. Şu an toparlamaya çalışıyoruz. Yaşadığım anıları unutmadan kaleme alma isteğim “Yurtsuz Aşk”ın doğmasına sebep oldu. Bu nedenle öncelik sırası değişti.

Kitabın başkarakteri aynı zamanda geçmişinden kopamayan ve geçmişi hayatı boyunca hayatında taşıyacağına inanan bir karakter. Sizce de böyle midir, kötü de olsalar derin yaralar da açsalar yine de ısrarlar geçmişine sarılabilir mi insan?
İnsanın geçmişi geleceğini yansıtan bir aynadır diye düşünüyorum.Bir yol gösterici rehberdir aynı zamanda.Yazabilmek için en değerli miras olarak değerlendiriyorum.Bu anlamda insan geçmişine sarılmalı.Ama sınırı iyi belirlemek te çok önemli.Derin yaralara takılı kalmadan geçmişini sevmeyi de bilmeli insan.Yaşanmışlıkların bazen güzel fırsatları da beraberinde getirdiğini unutmamalı. İnsan geçmişiyle kendisini tamamlayabilir, kararlarını belirleyebilir, ne yapacağını netleştirir.Dolayısıyla geçmişin unutulmaması, gerektiğinde canlı tutulması gerekir.

“Unut başlangıçlarını. Umut etmek mi şaşırtır insanı en çok, yoksa umutsuzluk mu? Unut hangisinin seni daha çok yanılttığını” diye çok çarpıcı bir cümle var kitapta. Sizce hangisi daha çok şaşırtır insanı?
Umutlarımızın gerçekleşmediğinde verdiği o derin sızıya vurgu yapmak istedim aslında. Umutsuzluk bir şekilde kabullenilmiştir. Fakat umut edip çabalarının boşa çıkması daha yaralayıcıdır. Hayal kırıklığı daha çok üzüyor insanı… Yine de yılmak yok… Her daim umut etmeye devam etmeli insan… Şaşırdıkça, yanıldıkça daha çok bağlanmalıyız umutlarımıza… Her gün, yeni başlangıçlar adına yeni bir şansı hak eder çünkü…


Almanya’ya yeni ve güzel bir hayat hayaliyle giden bir ailenin parçalanma öyküsü, mültecilik, mülteci kampları, kültürel farklılık… Aşkın yanı sıra toplumsal yaralara da parmak basan bir roman “Yurtsuz Aşk”. Tüm bunları harmanlamak romanı yazmayı aklınıza koyduğunuzda da var mıydı?
Evet vardı. Gurbeti her yönüyle yansıtmak istiyordum. Özellikle ben ve benim gibi insanların aslında çok büyük bir yalnızlığa taşındığını, bir başına kaldıklarını, aslında daha zor bir yaşam savaşının içine girdiklerini gün geçtikçe daha iyi anlamıştım. Dışardan görüldüğü gibi yurt dışında yaşamanın çok ta kolay olmadığını, belli bir yaştan ve eğitim düzeyinden sonra gittiğinizde beklentilerinizin karşılanmadığını fark etmiştim. Yepyeni bir hayata sıfırdan başlıyordunuz ama bir başınıza. Ayrıca maddi ve manevi olanaklarınız çok kısıtlı bir şekilde. Bu anlamda karşılaşılan karamsarlığı, umutsuzluğu, çoğunlukla boşa çıkan yaşam mücadelesini özellikle yazdım.



Paylaş